Saturday, 18 January 2014

Dışarıdakiler



Minik bir kız çocuğu yol kenarında oturuyor. Önünden devamlı insanlar akıyor. Hepsi aynı yöne gidiyorlar. Bir çekim gücünün etkisinde kalmışlar da çıkamıyorlarmış gibi yörüngelerinden şaşmıyorlar. Aralarına katılmaya biraz korkuyor ama içlerine çekiyorlar onu. Sonra unutuyor yolun kenarının nasıl olduğunu. O akışta her şey gerçekmiş gibi geliyor. Senelerce orada dönüyor.

Dönüyor
dönüyor,
dönüyor.

Sonra birden neyin içinde olduğunu fark ediyor. "Ne yapıyorum ben" diyerek kendini yolun kenarına geri bırakıyor. Yeşilliklerde oynayan çocuklar ve üzgün gözlerle  kalabalığa bakan yaralı insanlar var. "Ne oldu sizlere? Kim yaptı bunu?" diye sorarken ayağının altındaki su birinkitisinde kendi yansımasını görüyor. Kan içinde kalmış, güçsüz ve yorgun. Akan insanlara bakıyor, onlar da farklı gözüküyorlar. İki büklüm olmuş kadınlar, bacaksız adamlar, kalpleri dışarı sarkmış yaşlılar var. Kimse birbirine bakmıyor. Yan yana koşanlar da ayağı takılanları hep geride bırakıyor.

Üzgün ve yorgun kenara oturuyor. Nadiren yüzü tebessümlü insanlar görüyor, onlara elini uzatmak istiyor ama onlar kendi akışlarının dışındakileri göremiyorlar. Arada birileri beliriyor yanında. Yorgun bir şekilde çöküyorlar dibine. Kimi alnına öpücük konduruyor, kimi elinden tutuyor, kimi sessiz onunla akışı izliyor. Sonra kalkıp gidiyorlar. "Vakit geldi" diyorlar, "Sen de gel" diyorlar, "Sıkıldım senden" diyorlar. Elinden bir şey gelmiyor. Sonunun böyle olacağını bile bile yanına oturmalarına izin veriyor.

"Neden akışa gitmek gerekiyor, neden çocukların olduğu çimlere gidemiyoruz?" diye soruyor kadın diğer kaldırımcılara. Ses çıkarmıyorlar.

PAAAAM
Yeşil alana bomba düşüyor.
Dünya paramparça.

Yine de oturup elimi tutar ve her şeyin güzel olacağını söyler misin? Ve sonra "Olmasa da önemli değil" der misin?